9 Şubat 2014 Pazar

NFSII

Başlığı tanıdınız mı?

Araba yarışları oyunları en kötü oynadığım oyunlardı. Zaten pek de sevmezdim. Sadece NFS2'yi sevmiştim.

Hızı severim. Roller Coster'a binmek büyük keyiftir benim için. 

Tamamen güvenli bir hız mümkün mü? Hayır, her zaman risk vardır. 

Araba kullanmayı beceremediğim için, hızlı araba kullanıp ölmek gibi sonum olmaz. Ancak hızlı ve tehlikeli araba kullananların arabalarına bindim. El freni çekilerek dönülen virajlarda korkunun değil, garip bir zevkin çığlığını atarım.

Tanıdığım, bildiğim, kısmen güvendiğim insanların kullandığı arabalar, çektiği el frenleri.

Güvenliğin mümkün olacağı kadar mümkün olduğu eğlence parkları ve Roller Costerlar.

Her şeyin sanal dolduğu bilgisayar oyunları, NFS2

Ve, hiç tanımadığım bir adam ve şehir ve araba ve tabii ki hız. Hatta acele ve belki ecele bir yolculuk. 

Amerikan filmlerinde yokuş yukarı hızla çıkan araba, zirveye vardığı zaman bir süre için yer ile bağını kaybeder ya, hah işte o an arabanın içindekilerin de götü koltukla bağını kaybediyor. Eğlence parkında ve İranlı bir şoförün arabasında bulabileceğiniz zevkler bunlar. 

Sadece bir kaç gün önce, İran'a ilk ayak bastığım gün, karşıdan karşıya geçecek cesareti zor buluyorum. Gözüne ışık tutulmuş bir tavşan gibi yol kenarında kalakalıyorum. Hem otomobiller, hem motorsikletler vızır vızır. Yaya geçidi var, ama anlamını bilen bir şoför olmayınca çok anlamsız kalıyor. Trafik ışıkları boşu boşuna elektrik israf ediyor. Neyse adamlar da doğal gaz o kadar bol ki, taretlerini bile sıcak su ile alıyorlar. 

İki gün sonra, o motorlardan birini taksi olarak tutacağımı söyleselerdi, koca bir "siktir oradan" çekerdim. 

Bir motorsiklete 3 kişi binince, en arkada oturan kişinin kıçının bir kısmı dışarıda kalıyor. Tutunacak tek yer, beş dakika önce tanıştığınız Fransız ise, sevgilinize sarılır gibi sarılıyorsunuz ona. 

Bir kaç gün sonra, bu motorlu yolculuktan daha heyecanlısını dört teker üzerinde yaşayacağımı söyleselerdi, gene koca bir siktir çekerdim. Fotoğraf arabayı kullanan şoföre ait, çekmeseydim olmazdı. Bu amca yarım akıllı arkadaşlar. Hayır, mecaz yapmıyorum. Küçükken ateşli hastalık geçirmişlerden. O bile araba kullanabiliyor, ben kullanamıyorum ya, bak bu da garipmiş. 

Bu yarım akıllı, arkadaşımın kayıp çantasını bulup bir eve götürmüş. Çantanın içinde pasaport olduğu için, bizim için değerli bir çanta. Adı Hamit olan bu amca, bahşiş istiyor. Çantanın sahibine yönlendiriyorum. Aslında benim de bahşiş vermem gerekli ama o bunun farkında değil. Sonuçta Disneyland'da benzerlerini yaşayabileceğiniz bir heyecanı yaşattı bana. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder