17 Şubat 2014 Pazartesi

Güzel Bir Gün

Uyandığımda yeni temizlik yapılmış ev kokusu ile karşılaştım. Temizliğin kokusunu severim. İçime bir mutluluk verir her zaman. Gittim anneme bir öpücük verdim. Balkona çıktım, bahar gibi güzel bir hava ile karşılaştım. Ben baharı çok severim. 

Kapının önündeki erik ağacı gene yarışı kimseye bırakmamış, en erken çiçek açan o olmuş. Yazık, her sene yalancı bahara aldanır, ilk o çiçek açar. Çilesi erken bahara kanmak ile bitmez, mahallenin çocukları daha olgunlaşmadan meyvesini yağmalar o ağacın. Sadece çocuklar olsa iyi, koca koca adamlar, dallarını kıra kıra eriklerini toplar. Gene de her sene ilk o  çiçek açar. 

Sokağım tek güzelliği erken açan erik ağacı değil. Kedi dolu bizim sokak. Yan komşumuz Günay abla başta olmak üzere tüm mahalle kedileri baş tacı eder. Sırf bizim apartmanın bahçesinde boy boy 20'ye yakın kedi bulabilirsiniz. Sabah kapıdan dışarı adım attığınızda etrafınızı kediler sarar. 

Zaten bizim milletin en belirgin özelliklerinden biriydi hayvan sevgisi. Kedi köpek ile hep beraber yaşadık. Avrupalı seyyahlar Osmanlı ülkesini ziyaretlerini yazdıkları seyahatnamelerinde bu özelliğimizi vurgulamışlardır. Kedi ile, köpek ile beraber yaşamamızı hep garipsemişlerdir. Aslında garipsenecek bir durum yoktu. At sırtında geldik biz, hayvanlar ile aramızın iyi olması gayet doğal. 

Bak hazır seyyahlardan bahsetmişken komik bir seyyah anısını anlatayım. 18.yy'da bizim ülkeye gelmiş bir Avrupalı seyyah, kendince bizimle dalga geçiyor. en ufak köyde dahi hamam olduğunu ve bu hamamların sürekli kullanıldığını fark ediyor. Hatta diyor, haftada bir gün kadın günü bile var diyor. Bu Türkler ilginç insanlar diyor, sürekli banyo yaparak, hastalıklardan korunabileceklerine inanıyorlar. Avrupa'daki veba salgınlarına şaşırmamak gerek.

Neyse biz sokağıma geri dönelim. Bizim buralar yeşilliktir. Eğim ve çarpık kentleşme sayesinde hep de yeşil kalacaktır. İşte bu yeşillik bahar aylarında içimi kaynatır. Belki de sırf bu yüzden baharı bu kadar severim. 

Yalancı bahar da olsa, sonuçta bahar gelmiş gibi hissettim. Erik ağacı gibi bu yalana kanıp çiçek açmaya hazırdım. Balkondan kedileri izliyordum. Henüz 4 aylık falan olan bir kediyi izliyordum. Sütçü kamyonunu fark edince koştura koştura gitti, miav miyav süt beklemeye başladı. Sütçü ayıp etti, süt vermedi. Annemde git hayvana süt ver sevaptır dedi. Lan evde kadrolu sevabım var zaten, bütün gün kıçını kırıp miyav miyav takılıyor. Neyse aldım sütü indim aşağıya, etrafımı kediler sardı. Sütçüden süt dilenen kedi dışında tüm sokağın kedileri sütü içti. Nerede bu salak diye arandım, karşı apartmanın bahçesinde çocukların eline düşmüş, kafasını karnını sevdiriyor. Şansına küssün dedim çıktım eve.

İçim içime sığmıyor ama. Oturdum balkonda, Haliç köprüsünü izliyorum. Şubat güneşi arabaların camlarından bizim eve kadar yansıyor. Yan apartmanın girişinde asma var, üzerine üç kedi çıkmış güneşleniyor. Yan mahalleden bir genç almış yavru köpeğini gezdiriyor.

Lan dedim, hayat güzel. Bak bugün güzel en azından. Yaz bari dedim. Hep karamsar karamsar yazıyorsun, mutlu bir şeyler yaz, insanların hoşuna gider belki. Açtım bilgisayarımı ve güzel gün sona erdi. Sevgili validem temizlik için bilgisayarı kaldırırken pek bir özensiz davranmış. Arasında kulaklık bulunan bilgisayarı direk kapatmış, kediçim de üzerinde gezinince ekran çatlamış, kullanılmaz hale gelmiş.

Eh benim güzel günüm bu kadar olur. Olsun, buna da şükür. Bilgisayar yaptırılır. Rahmetli dedem, para ile halledilecek hiç bir şeyi aklına takma derdi. E tabii o zengindi. Ben değilim. Para kazandığım yok, para kazanmak için uğraşma isteğim de yok. 

Bir de elektronik eşyalarıma hep özen gösteririm. Eski bilgisayarım dahi hala kullanılabilir durumda. Babam aldı kullanıyor vallahi. Telefonlarımı gayet uzun süreler kullandım. Birde fotoğraf makinem vardı, pek kullanmazdım ama bazen lazım olurdu. Onu da kendim değil, eski sevgilim kaybetti. Bilgisayarımı annem ve kedim ortak operasyon ile halletti. Hep mi başkası zarar verecek lan benim mal varlığıma? 

Sizin gününüz güzel geçsin, vallahi hiç takmıyorum ben bunları. Fotoğraf makinesi alınır, bilgisayar tamir edilir ama kedinin verdiği, annenin verdiği huzur satın alınamaz. 

Güneşli ve güzel günler dilerim (Gerçi battı güneş ya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder