26 Şubat 2014 Çarşamba

Karga

Teknoloji ne kadar hızlı gelişti değil mi lan? İlk defa bir internet cafeye girdiğim günü hatırlıyorum ben. Sahibi apartmandan komşumuzdu, - Allah rahmet eylesin - ona rağmen acayip çekingen bir şekilde girmiştim içeri. Olay ile yeni tanıştığım için, yol yordam bilmiyordum. Önce mekan sahibine iş anlatmıştım. Ben mal mal konuşurken, "çık yukarı sana fiş kesecekler, istediğin oyunu oyna, bilmiyorsan söyle açsınlar" gibi bir şey söylemişti. 

O dönemler Bill Gates'e "10 yıl sonra herkesin kişisel bilgisayarı olur mu? gibi bir soru sormuşlar. Adam cevap olarak her dizde bile olur demiş. Bu yazıyı kaç kişi masa üstünden okuyacak, kaç kişi diz üstünden, kaç kişi telefonundan? 

Neyse, biz bana dönelim. Bill abi emekli oldu zaten. 

Bir kaç yıl önce, normal bir kahvehaneyi internet kafeye çevirecek gerekli araç gerece ulaşmıştık. İki arkadaşım ile beraber oturmuş, online otun oynuyorduk. Oyunun en heyecanlı yerinde, olmaması gereken şey oldu, faremin pili bitti. 

Koşuyorum, bakkala yetişmek, pil almak gerek. Bakkala ulaşamadan duruyorum. Ellerimi kollarımı kafama siper etmek zorunda kalıyorum. Çünkü iki üç karga kafama pike yapmaya başlıyor. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, sakatlanmış bir kargayı görüyorum. İki adım ötemde yerde çırpınıyor. Arkadaşları ona zarar vereceğimi düşünerek bana saldırıyor, en azından saldırı tehdidinde bulunuyorlar. 

Uğursuzluğun hayvanları diyoruz kargalara. Kötü sesli diyoruz. Gecenin karanlık yaratığı diyoruz. Hep böyle anlattılar bana kargaları. Kargalara hep olumsuz baktık. Ama ben arkadaşını böyle canla başla savunan, kendisini ona siper eden çok az insan gördüm. 

Sadece bir kere bar kavgasına karıştım. O da çok ilginçtir, her boku ben yerim, başım hiç belaya girmez. Neyse, bir kere kavga ortasında kaldım. Orada bu kargalar gibi bir adam görmüştüm. Arkadaşını korumak için tüm vücudunu siper etmişti. En büyük fiziksel hasarı almıştı. Ben mi? Ben ortamı düzeltmeye çalışan adamım. Kavgada bir silgiden fazla faydam olmaz. Kavgaya girmem bile saçma olur. 

Kargalara dönersek, ben pil almalıydım. Oyun beklemez. Bu kargalar ise yolumu kapatmış. Bir yandan da yerdeki için üzülüyorum. Her an bir araba çarpabilir. Sonra baktım, bir kaç karga gelen arabalara pike yapıyor, arkadaşlarını korumaya çalışıyor. Sürücüler olayı fark edip, yol ortasındaki kargayı ezmiyorlar. 

Bir süre önce, ufak bir martı, bizim apartmanın önünde dolanıyor. Volta atıyor sanki pezevenk. Sakat diye aldım hayvanı, eve götürdüm. Dışarısı kedi kaynıyor, almasam beş dakika sonra mama olur. Konu komşuya sordum, bir kaç sokak yukarıda avcılık derneği varmış, oraya götürürsem bir yol bulurlarmış. Kanadı sarmaya malzeme olurmuş. Av derneği? Yahu ne garip iş bu, hayvanları hem öldürüyorlar, hem sakat olanları tedavi etmeyi biliyorlar. 

Koydum bir kutuya götürdüm hayvanı. Sakat falan değilmiş. Yavruymuş. Çatıdan düşmüş. Çatıya bırak annesi alır dedi. Aldım hayvanı geri döndüm, hayatımda ilk defa apartmanın damına çıktım. Bir yandan da ya almazlarsa diye düşünüyorum. Anam ben daha hayvanı koymadan, ciyak ciyak bir martı kafamda dönmeye başladı. Bıraktım hemen oraya yavrusunu. İşte bunlar hep sevap...

Kargalar Cem Bey, kargalar...

Kafama eli kolu siper ede ede geçtim yanından yaralı karganın. Ben dönene kadar ufak ufak havalanma girişimlerine başlamıştı. Zaten yapacak bir şeyim yoktu. Eğer tedavi etmek için bile ellesem, diğer arkadaşları gözümü çıkarır ya da kafamı delerdi. 

Martıdan bir kaç gün önce, babamın kanaryaların birinin yumurtaları çatlamış. Kız arkadaşıma yumurtaları gösterirken fark etmiştik. Yumurta yok, yavru vardı. Ancak kız arkadaşım fark etti ki, kafesin zemininde can çekişen başka bir yavru daha vardı. Ellesem mi, ellemesem mi? Anası alır dedim, anası oralı olmadı. Dokunsam ölecek kadar küçük bir şey. Zor nefes alıyor. Kız arkadaşım panik içinde, ağladı ağlayacak. Dokunmadan peçete ile alıp yuvasına attım. 

Biz kız arkadaşımla ayrıldıktan bir süre sonra o kuş öldü. Kurtardığımız kuşun ömrü, bizim ilişkimizin ömrü kadarmış. Eski kız arkadaşıma söyledim, pek siklemedi. 

Babaannemin balkonu, mübarek botanik bahçe gibi. Her yıl en az bir kere bir güvercin ortamı güzel bulup yuva yapıyor. Bazı yavrular büyüyüp kendi yoluna gidiyor, bazılarını ise kargalar gelip yuvalarındayken yiyor. Kargalar karga olmayanların canlarına değer vermiyor.

Bir kargayı arkadaşlarını nasıl savunduğunu görüp sevebilirsiniz. Arkadaşını kurtarmaya çalışırken o karga tarafından yararlanabilirsiniz. Ufak bir güvercinseniz, bir karganın midesine afiyetle inebilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder