Bindik Taksiye dönüyoruz. Taksici sessiz sakin bir adam. Ben boş boş muhabbet diyorum taksiciyle. Dert yandım biraz. Adam gayet anlayışlı dinledi. Sonra kendisi konuştu.
Liseden sevgiliymişler, 3 hafta sonra nikahları var. Adam o zaman çalıştığı işten erken çıkmış, sürpriz yapmak istemiş. Benzer şekilde başlayan her anlatı gibi, asıl sürprizi bizim kahramanımız yaşamış. Nişanlısı kendi çapında bir bekarlığa veda partisi veriyormuş. Bir kaç yıllık bir ortak arkadaşları da tek davetliymiş.
Şimdi bizim taksici orada ikisini de doğramış olsa, gazeteler kadın cinayeti mi yazardı acaba? Hikaye kaç kişiye doğru ulaşırdı? İstatistiklere nasıl geçerdi?
Peki naptın dedim?
"Ne yapacağım" dedi. İki kere intiharı denemiş. Bir süre hastahanede kalmış. Hastahanede bir doktorun gerçekten yardımı dokunmuş. İntihar fikrinden vazgeçmiş. "Şimdi intikam alıyorum" dedi. Sesindeki nefretten ben korktum. "Hayattan tüm intikamımı alıyorum"
Buna yaşamak denmez. Böyle bir nefret ile yaşanmaz. Zaten pek yaşar gibi değildi. Konuştukça, insanlıktan çıkmaya başladı. Berbat anılarını o kadar umursamazca anlattı ki, öküz olsa bu adam da duygu namına hiç bir şey kalmadığını anlardı.
Bu adam seri katil olup kötümü kesseydi, adamı yargılamazdım. Yaptığı hiç bir şey için yargılanamaz bu adam. Kendi hayatından iki kere vazgeçmiş birisi, hakkında kolay kolay yargıda bulunulacak birisi değildir.
Olayın üzerinden dört yıl falan geçmiş. Hala aklına geliyor mu dedim.
"Hiç aklımdan gitmiyor. Ama bu hayattan intikamımı alıyorum. Beni hayatta tutan bu."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder