Hayatımın yeşil günleriydi. Gençliğin ilk baharı, kendini, çevreyi tanımak. Göt kadar bebeyken bile meraklıydım ben. Kurşun askerleri pirize tırmandıran, kısa devre yaptıran, sadece kendimi değil kuzenimi de odanın diğer ucuna fırlatacak bir kısa devre yaptıran.
Bu balık yağı hapını sobaya yapıştırmak ne kadar zevkli lan! Sonra yapışmış hapları orada unutmak ne büyük felaket! Eve döndüğümüzde tüm ev balık yağı kokuyordu. O iğrenç hapları yutarken kokusuna dayanazdım, tüm evi onlar gibi kokuttum.
Akşam ezanından sonra inci ağacının altında cinler olurmuş. Napak Deniz? Ezan okunuyor. gidip incir ağacının altına işeyelim. Belki cinleri görürüz, hayatımıza renk gelir.
Aslında konu, son söylediğimle ilgili. Metafiziğe, gerçek üstü olana merakım var. İşte gençliğin ilk günlerinde, bıcır bıcır yeşil zamanlarımda, gazetede fal bakmak ile ilgili bir haber okudum. İskambilden ve kave falından bahsediyordu. Okudum, falcı oldum. Tabii ki sallıyordum, bazen en olmayacak şeyleri tutturuyordum. Sevgili kuzenim Gülper her fırsatta baktırırdı bana.
Sadece bakmaya değil, baktırmaya da meraklıydım. Hala da öyleyim. Geçenlerde İran'a gittim. Bizim kısmetçilere benzer çocuklar vardı. Bir zarf seçiyorsunuz ve zarfta yazanlar sizin falınız oluyor. Benim kısmetime arkadaşların seni seviyor çıktı. Öğrenmek için fal baktırmama gerek olmayan bir bilgi. Bende onları seviyorum.
Gene ben bebeyken, bizim köyün oraya bir falcı gelmişti. Yıldızname dediğimiz fal çeşidinden bakıyordu. Eh çingene kalmış gelmiş, baktırmamak olmaz. Gittik.
Üç şey kaldı aklımda;
İlki, kırk yaşına kadar durulmayacağımdı. Hareketli bir ömrüm olacakmış. Kafam hep karışık, oradan buraya git-geller ile geçen bir ömür. Okeydir, şimdilik geçerli.
İkincisi, bir sarışından ömrüm boyunca çekeceğimdi. Hah diye güldüğümü hatırlıyorum. Bebeydim ama kimseden çekemeyeceğimi düşünecek kadar kafam çalışıyordu. Yada çalışmıyordu. Zaten hep gereksiz bir kendine güven ile yaşadım. O göt kadar halimle bile, "ben çekmem, çektiririm" diye düşünüyordum. Ben yanıldım, çingene falcı gene tutturmuş oldu.
Üçüncü ise cingenenin yanılışı oldu. Önemli bir lider olacak dedi. General gibi bir şey, dedi. Benden asker olmaz, lider hiç olmaz. Bir liderde olmaması gereken ne varsa, bende onlar var. Olması gerekip de bende de olan tek özellik ise panik olmamam, soğuk kanlı davranabilmem. Eh bu da tek başına bir lider olmak için yeterli değil.
Fallara asla inanmadım. Ancak her fırsatta fal baktırdım. Sanırsam, falcılar hep güzel konuştuğu için seviyorum fal baktırmayı. Her zaman olumlu şeyler söylüyorlar. Hayat hep güzel oluyor onların anlattığı paralel evrende. Sanırsam, ümit veriyorlar bana. Bu boktanlıktan bir çıkış kapısı olduğuna dair bir umut.
Ömür boyu inanacağım tek fal, İran'da açtığım o kısmet mektubu olacak. Arkadaşların beni seviyor ve değer veriyor. Bende aynısını onlar için yapmalıyım. Elimden geldiğince, gücün yettiğince yanlarındayım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder