24 Şubat 2014 Pazartesi

Gölgeler

A şehrinden B şehrine, B şehrinden A şehrine birer araba hareket ediyor. Ben yolun ortasında bir yerlerde bekliyorum. Bu sırada C şehrinden A'ya doğru bir de tren kalkıyor. A, B, C şehirler, arabalar, trenler ve kazalar. Birileri ölüyor, birileri sakat kalıyor. Ben yolun ortasında duruyorum.

G şehrinde 30tl borç için adam en yakın arkadaşını bıçakla kesiyor. Arkadaş? F şehrinde adam kendisini terk etti diye sevgilisini öldürüyor. Sevgili? N şehrinde baba, kızına cinsel istismarda bulunuyor. Baba? L şehrinde bir kız annesini uykusunda boğuyor. Sebebi yok. Evlat?
Televizyondan haberler dönüyor. İzliyorum. Sanki dünya bu haberler ile dönüyor. Ben izliyorum. 

Z şehrinde ormanlar yanıyor, H şehrinde depremler oluyor, K şehrini sel vuruyor. Bizim buralar kurak, soğuk, sakin durumda. 

Anlatıyorlar, sadece yankıları duyuyorum. Gösteriyorlar, sanki gölge oyunu izliyorum. Derdimiz ne lan? Çabala çabala, eeee o hala senden çok kazanıyor. 

Kimin umurunda? Şehirler yanıyor, ülke çöküyor, dünya dönmeyi bırakmış, sanki batıyor. Hep mi böyleydi? Roma daha mı iyiydi? Yok yok, Bizim mayamız bozuk. 

İnsanlar değil, gölgeleri yaşasa ne kadar daha düzgün olurdu dünya değil mi?

Bizden önce her şey daha iyi gidiyordu sanki. Etçiller otçulları yiyordu, biz paso bir birimizi yiyoruz. Sonra Afrika'nın kabilelerine yüssüzce yamyam diyoruz.

Tsunamilere katil muamelesi yapıyoruz da, kendi santralimizi hala melek sanıyoruz. Dünyanın gücüne karşı zayıf kalırken, evreni fethe çıkıyoruz. Yani siz çıkıyorsunuz. Ben burada oturuyorum. İki metrekarede yaşamaktan memnunum. Belki değilimdir ama... Bilinmezlere ekler geçerim. 

A şehrinden B'ye gitmek varken, oturmayı tercih ediyorum. Ama gitsem araba kaza yapacak. Oturarak yaşamak mı? Giderken kaza geçirmek mi? Çok hoş seçimler. Ben oturayım, gölgem gitsin. Olmaz mı öyle? Olmaz değil mi? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder