12 Şubat 2014 Çarşamba

Mezar

Evrende hayat arayışımız beni güldürüyor. Su, oksijen, ısı, uygun basınç arıyoruz. Bunlar olmadan zeka gelişimi olacak bir canlı düşünemiyoruz. 

Oysaki bizi hayatta tutan, yaşatan ne su, ne oksijen. Bizi hayatta tutan şey, enerjidir. Besin alır oksijen ile yakarız. Aslında bir yerde, bizler içten yanmalı motor ile çalışıyoruz. Enerjiyi, ateşten elde ediyoruz.

Öfke, sahip olunabilecek en etkili performans arttırıcı. Midenin üzerinde başlar yangını, hızla yayılır vücuda, selçe parmakların ucuna kadar yayılır. Yakar bizi. Kontrol edemezsek, yok eder bizi. 

Midemin üzerinde taşıyorum onu. Öfkemi... Beni dirilten o oldu. Hayatı öfkeye borçluyum. 

Bir çocuk tanıyordum. Kalbi de yüzü kadar güzeldi. Hatalar yapardı. Evet, bazen çok saçmalardı. İnsanlara, en çokta kendisine zarar verirdi. Ama temizdi işte kalbi. Kin tutamazdı, nefreti bilmezdi. Öfkesini hemen salıyordu, içinde tutamıyordu onu. Çoğu zaman kendisine bile gösteremezdi öfkesini. Korkardı ondan. Kendisini ele geçirmesinden. hayatına yön vermesinden korkardı. Zavallı, korkak, zayıf çocuk... 

Her gün öleceğine, bir kere tam öl dediler ona. Acımasızca, sundular kelimeleri, gerçekleri önüne. Bir sevmek, bin defa ölmek demekmiş. Öldü gitti bizim oğlan. Mezarına giderim bazen, hala kan sızar üzerindeki topraktan. Bir de papatya açmış. Issızlığın ortasında, tek başına, boynu bükük bir papatya. Beyazı kendisine ihanet eden bir papatya... İçindeki tüm renkleri belli eden bir ihanet. Ne beyazı beyaz, ne sarısı sarı o papatyanın. Kökünden kan sızıyor. 

Arada gidiyorum işte o mezara. Papatya hep orada, direniyor pezevenk hala. Dibinde kan kuruyor, yeni bir damardan yeni kanlar boşalıyor. Başı önünde papatya hala direniyor. Beyazını eski haline döndürmeye çalışıyor. Mezarın içinde yatana değil de, papatyaya hala üzülüyorum. Boşuna direniyor. Sonunda o da ölecek. Mezarın altındaki en azından ölümü kabullendi. Zaten ölmeden çok önce kaybetmişti kendini. Bir yerde hak etti, sürüne sürüne ölmeyi.

Asla anlamayacak mısınız? Bizimkinden çok daha farklı periyodik cetveller olabilir bu evrende. Farklı enerjiler, farklı enerji araçları. Henüz dünyadaki tüm yaşam formlarını çözemeden, evrende yaşam için şartlar koyuyorsunuz. 

Çünkü insanlar farklılık istemiyor. Farklı insanlar katlederken, kendisinden çok daha farklı bir yaşamı aramayı bile düşünmüyor. Kendisine benzemeyeni ya kendisine benzetiyor, ya yok ediyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder