Ne alkol, ne kumar, ne zina, ne yalan... Şeytanın bize acı çektirmek için bulduğu en iyi yöntemi öğrendim bugün.
Bir kaç gün önce, günlük sporumu yaparken aklıma geldi. Bu salona bir sürü para verdik, annem, abim, yengem zaten parayı hiç edip gelmiyorlar, e bende uzun süre gelmedim, geri kalan zamanımda etinden sütünden yararlanmalıyım. İlk bakışta israfa karşı bir isyan gibi duran bu düşünce, aslında ihtiyacından fazlasına göz dikmek demekmiş, çok genç anladım. Havuzunu, saunasını, solaryumunu tepe tepe kullandım. Aletlerin nasıl kullanılacağını bilsem bile, sırf paramın karşılığını daha da almalıyım dürtüsü ile her seferinde gördüğüm hocaya sordum. Kendime diyet programı(kilo almaya yönelik) hazırlattım, ki hiç de bir iş yaramadı. Yapmadığım, ama imkanım olan ne kaldı? İşte şeytan kendisini bu soruda gösterdi. Plates... (nasıl yazıldığı bile mechul, pilates mi? plates mi, pılates mi?)
Geçen de bir arkadaşım ile konuşmuştum. Evde kendi kendine internetten bakarak plates yapmış, her tarafı ağrıyormuş. İçimden, "yuh be kızım amma hammışsın" diye geçirdim. Zamanında mangalı yelledi diye üç gün kolu ağrımış kuzenim var benim. Hamlık nedir bilirim. Benim ise ham olmak gibi bir durumum yok, biliyorsunuz her gün sporunu yapan adamım ben. Ortalama 30-35 kg arası ağırlıkları kaldırıp indiriyorum. Plates ne yapabilir ki bana?
İşte bilmediğin konuda öyle boş boş konuşmayacaksın, hatta düşünmeyeceksin bile. Kız seni uyarmış.
Uyarsa ne olacak. Plates dediğin Ebru Şallı'nın videolar yoluyla köylü teyzelere bile yaptırdığı bir spor. O kadınların "bile" yaptığı bir sporda ben ne kadar zorlanabilirim? Kaldı ki, ders odasına ne zaman baksam, plates yapanların tamamı kadın oluyor. Ellerindeki ağırlıklar, 1kg yada 2kg ağırlığında.
İçeride iki erkek, bir kaç kadın, bir de ne olduğunu çözemediğim bir insan var. Ben hayatımda cinsiyetini bu kadar belli etmeyen bir surat görmedim. Erkeğe göre uzun, kadına göre kısa kıvırcık saçları, pürüzsüz bir suratı ve erkeklere daha uygun olan bir gözlüğü var. Köse bir erkekte olabilir, erkeksi görünen bir kadında. Aklınızda tutun bu insanı, sonra gene bahsedeceğim.
Biraz bekledikten sonra, dersi verecek olan hoca geldi. "Aramızda derse ilk defa katılan var mı?" Ahanda buradayım demek için elimi kaldırdım. İlk defa giren sadece bendim. "Peki, sizde elinizden geldiğince hareketleri yapmaya çalışın." Yapmaya çalışmak? Yahu ne oluyor, gözlerimin önüne "beceremiyorsun, olmuyor evladım" diyen bir teyze beliriyor.
Başlarda kolaydı, esneme gerdirme hareketleri, içimden "bu mudur yani?" diye geçirdim. Ne zaman ki "evet arkadaşlar, şimdi matlara yatıyoruz." dedi, neyin geleceğini görmem gerekirdi. Önce yatırdı, karından vurdu. Öyle vur çek yapmadı, uzun uzun, aheste aheste vurdu. Günde iki setten kırk mekik çeken ben, bir anda kendi sayımı dörde katladım. Hadi sayı tamam, peki o tempo nedir? Bir, iki, üç, dört... Sanki saklambaç oynuyoruz, bu kızda ebe. Dur biraz yavaşta diyemiyorum, etraftaki teyzeden, hoş hatunlardan, dövmeli metalci abladan, cinsiyeti belli olmayan insandan utanmasam bile, konuşmaya nefesim kalmıyor ki. Hop bir ki, hop bir ki...
Sonra ufak topun üzerine yatırdı. Yani yatmamı istedi, ama ben dengemi kuramıyorum ki. Şimdiye kadar top görünce ya tepük attım,(ayak ile tepme, benim yaptığıma vuruş denemez) ya elime alıp bir yerlere basket atmaya çalıştım. Şimdi bu üzerine yatma işi nereden çıktı? Beceremedim tabii, ben daha denge kuramıyorum, bana yan mekik çektirmeye çalışıyorlar. Olmadı tabii.
Sonra kaldırdı. "Kalkıyoruz" dedi. "Kalçalar dışarıda, pozisyonumuzu alıyoruz." Hiç gülmeyin, insanın aklına gelmiyor bile. Karnımın ağrısından başka hiç bir şey düşünemiyorum. Yemin ederim, soğuk soğuk terlemeye başladım. Bir kiloluk alğırlıkları elimize aldık, kol, omuz, göğüs hareketleri yaptık. "Lan ben bunları, on kilo ile de yaparım lan" dedim, tabii içinden, ama ne iştir anlamadım, kollarım yoruldu. Bir kilo ile yoruldum. Diyorum ya, şeytan işi bu, hiç bir mantığı yok.
Son darbeyi bacaklardan vurdu. Bir ara bırakayım dedim, tek bırakan olmak da istemediğimden bırakamadım da. Sonuçta etraf, teyze, cinsiyetsiz, ve hoş hatun dolu, şimdi ben nasıl erkek halimle yoruldum diyeyim. Biri döner, "e madem bu kadar yoruluyorsun, kestir sen onu" falan der. Öyle cinsiyetçi bir ortam bizim spor salonu.
Sonuç olarak acı içerisinde 45 dakikalık dersi tamamlayabildim. Her hareketi (toplu dışında) başarı ile tamamladım. Spor konusundaki mantık galiba şöyle işliyor; "acı çekiyorsan, yararlıdır." O zaman platese devam.
He, cinsiyetsiz insanı hatırladınız mı? İşte o şeytandı. Bizzat geldi benim acı çekişimi izlemeye. Nereden mi anladım? Tişörtünden tabii ki... Tişörtte bir piramidin içinde Horus'un gözü vardı.
.jpg)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder