20 Nisan 2014 Pazar

Yalan

Neden kestirdin güzelim saçlarını?
Soruyu duydun, başla hikayeye.

Askere gideceğim. 

Ne askeri be? 

Heee, sen bilmiyorsun değil mi? Okuldan atıldım ben. 

Hocayla kavga ettim. Adam Sovyetler şöyle şeytandı, Osmanlı böyle melekti derken kafayı sıyırdım. Zaten uykusuzdum da, "o kadar iyiydi de neden battı bu Osmanlı?" diye giriştim. Bir şeyler dedi, sonra "zaten sen bu konulardan anlasan bunca yılda bitirirdin okulu" dedi. Beynime kan sıçramış, "senin gibi mal adamlar hoca olabildiği için benim gibiler yıllarca buralarda sürünüyor" falan dedim. "Çık dışarı" dedi, "çıkmıyorum amk" dedim. Üzerime falan yürüdü, bende kafa attım. Onlarda beni okuldan attılar.

Gözler ve ağız açık, bana bakıyor. Bu yalanları söylediğim kişi ablam(kuzenim). Hikayemde tek bir doğru kelime olmamasına rağmen, her kelimeye inanıyor. Yaşadığı kısa süreli şoku bozan, babaannemin, "yalan yapıyor o be" demesi oluyor. Gülmekten alamıyorum kendimi. Evet, yalan yapmıştım. 

Yapım aşamam şöyle işliyor, asla bir sonraki cümleyi düşünmüyorum. Yeri geldiğinde, o cümle kendiliğinden ağızdan dökülecektir. Eğer yalan söylerken düşünürseniz, fazla detay verir, bir yerde kendinizi açık edersiniz. Sadece ezbere şiir okur gibi konuşun. Özel tepkiler vermeye çalışmayın, bırakın kelimeler tepkinizi kendileri yaratsınlar. Söylediğinize inanmanızın bir yolu yok, ama inanır taklidi de yapmayın, bu da sizi ele verecek şeylerden biri olur. 

İyi bir yalancı olmak için, önce gerçeklere az biraz vakıf olmak gerekir. En iyi yalancılar, aslında en gerçekçi insanlardır. Çünkü yalan, olmayan bir şey değildir. Gerçek olma olasılığı olanın, sizin ağzınızdan yansımasıdır. Gerçekten bir vampir görseniz bile, kimseyi buna inandıramazsınız. Her kafanın içinde bir gerçek algısı vardır. Bu yüzden, yalanların temelini, yalanı söylediğiniz kişinin gerçekliği üzerine kurmalısınız. Benim örneğimden yola çıkarsak, ablam doktor olduğu için sağlıksal geçmişimi biliyor. Kullandığım ilacı, nedenini ve etkilerini biliyor. Zaten ben daha hikayenin ortasındayken bana inanmıştı ve kendince kafasında benim için bir yol haritası hazırlamaya başlamıştı. İlk iş doktorum aranacak, ilaç seviyem arttırılacak. Oysa babaannem bu bilgilerden yoksundu. Söylediklerimi kendi kafasında temellendirecek bilgileri yoktu. Bu yüzden "yalan" ihtimali aklına gelen o oldu. 

Tıp fakültesi size pek çok şey kazandırır, ama sizi sezgilerinizden uzaklaştırabilir. 

Bilgi her ne kadar güç olsa da, sizin için bir yanılgı kaynağı olabilir. 


Yalan söylemek benim için gerçekten çocuk oyuncağı. Kafamda uzun bir "yalan" senaryosunu tek nefes süresinde oluşturabilirim. Ancak, tersi de geçerli. Yalanlara kolay inanırım. Özellikle hakkında bilgim olmayan konularda beni kandırmak çok kolaydır. Yıllarca O/PET firmasını ordunun(TSK) sandım. Bir ailecek bir yerlere giderken abim öyle olduğu söylemişti, bende inanmıştım. Yıllar sonra şüphe duyup babama sorunca, okkalı bir azar işitmiştim. "Olur mu lan öyle şey, salak mısın?" sen babında. 

Çok kolay inandığımı bildiğim için, paranoya derecesinde şüpheci olabiliyorum. Çoğu zaman şüphelerim haklı çıkar, bu da bir sonraki paranoya nöbeti için bana daha büyük cesaret verir. Gerçek ne kadar acı olsa da, ne kadar yıkıma yol açsa da, gerçeğin bedeli ağır olsa da, bulunması gerekendir. Eğer bir yalana tutunup yaşamaya çalışırsan, bir süre şansın ile gidersin. Eğer daha da şanslıysan, erken ölürsün. Çünkü gerçekten kaçılmaz, elinde sonunda gelir seni bulur. Yalanla yaşadığın süre ne kadar uzunsa, gerçeğin yıkımı da o kadar ağır olur. Gerçeği göremeyecek kadar salak olan kimse yoktur. Sadece görüp de inkar edebilenler vardır. İşte onlar yalanın içinde kendisini de kaybetmiş olanlardır. Asla mutlu olamazlar, asla nedenini anlayamazlar. 

Dedim ya, yalan sadece gerçeğin yansıtılmış halidir diye. Bu yüzden en az gerçek kadar acı olabilir. Yalan barut gibidir, havai fişeğe koyarsan, ki benim yaptığım budur, eğlence sağlar. Bir tabancaya koyarsan, tebrikler, ölümcül bir silah elde ettiniz. 

Hangisi tepemi daha çok attırır bilmiyorum. Silah olarak kullanılan yalanlar mı, yoksa zekama hakaret edecek derecede beceriksizce söylenen yalanlar mı? Çaresizce söylenmiş, karşındakini salak yerine koyan yalanlar. Üzerine düşünme gereği bile duyulmamış. Sanki "vampir gördüm ben" diyor gibi. Gerçekten tepemi attırıyor, dengemi bozuyorlar. En berbatı da insanların ne kadar aptal olabildiklerini görmek. Size gösterdikleri bu aptallık, aslında sizi gördükleri durumdur. Aptalca söylenmiş her yalan, size aptal demekle eşdeğerdir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder