13 Nisan 2014 Pazar

Çatlak

Kafadan kontak muamelesi görmeye alışkınım ben. Bazen olmayacak konularda olmayacak fikirler üretiyorum. Kafadan çatlak derseniz bana, size gücenip darılmam. Hak veririm. Şikayetçi de değilim zaten. Çatlak olmak güzeldir. Kafanın çatlamasını, ayağın kemiğinin çatlamasına tercih ederim. Çünkü ikinci olan çok can yakıyor. 

Dar sokakta geçecek başka bir yer bulamadığından olsa gerek, koca cip, geçmek için ayağımın üzerini buldu. Sıcağı sıcağına pek bir şey anlamadım. Olur öyle dedim, yürümeye devam ettim. Sabah uyanana kadar da durumun vahametini fark etmemiştim. Şöyle özetleyeyim, çocukluğumun tüm sek sekleri dahil, hayatım boyunca hiç bu kadar sekmemiştim. Su içmeye gitmenin böyle bir ızdıraba neden olabileceğini hiç düşünmemiştim. Sek sek sekerek, rastık çekerek, amaaaaan sabahlar olmasın. 
Hayır sanki bilerek soktum ayağımı koca cipin altına. Durduk yere sakatladın kendini diyen oldu da. 

Doktora falan gidelim diyorlar ya, komik buluyorum. Ne olacak doktora gidince? Bir röntgen çekecek, sonra onu ışığa tutup bakacak, çatlamış diyecek. Peki bu benim ayağımdaki çatlağa iyi gelecek mi? Yoooo. E neden gideyim doktora o zaman. Hem bizde aile geleneği gibi bir şey doktora gitmemek. Benim kuzen aylarca cır cır gezdi de gitmedi doktora. Aynı adam, gene aylarca çatlamış elle dolaştı. El öyle kaynamış falan, farkında bile olmadı. Benim orta parmak da çatlamıştı, şekilsiz bir kaynama yaptı, şimdi bu benim hayatımı etkiler mi? Etkilemiyor işte. Varsın ayak da biraz yamuk kaynasın, ne olacak yani?

İnternetten baktım biraz, dört beş haftada düzelirmiş. Çatlak da bildiğiniz kırık gibi bir şeymiş. Futbolcu olmadığım için hayatımı pek etkileyeceğini sanmıyorum. Bir süre yolda yürürken ayağıma teğet geçecek diğer ayaklara dikkat etmem gerekecek gibi. Dokununca fena canım yanıyor, birinin ayağıma basma ihtimalini düşünmüyorum bile. Çok canım yanar, ağlarım falan. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder