29 Nisan 2014 Salı

Ezber Bozan

Büyük liderimiz geçenlerde ülkenin bir tabusunu daha yıkıp, 1915 olayları için taziyelerini dile getirdi. Hemen baktım yalakalarına, büyük lider gene ezber bozdu diye methiyeleri sıralamışlar. Tersini yapsaydı, göç kanununun öncesi olayları ansaydı, Hocalı katliamından, ASALA teröründen bahsetseydi, bu yalakalar gene alkış tutarlardı. Milletimizi ezdirmedi, dik durdu falan derlerdi. O yüzden bu adamları direk geçiniz. 

Asıl mesele, kendilerini özgürlüklerden yana sanan, sözde aydınlanmış salaklarda. Vallahi beni şaşırttı diyor bir tanesi, öbürü doğruyu söyleyen şeytan olsa, doğru doğrudur diyor. Görmedim ama, utanmadan yetmez ama evet diyen bile olmuştur. Sadece yazarlar mı? Ülkede siyaset yaptığın iddia eden partiler bile hemen olaya balıklama atladılar, zamanlaması manidar çektiler. Evet, bu ülkede her hareketin zamanlaması artık manidardır. 

Ancak bu çok bilmiş, aydınlanmış arkdaşların görmedikleri bir şey var. Popülist olan hiç açıklama, hiç bir ezberi bozmaz. Kaldı ki her ezber de kötü değildir. Ezber bozmak bence Nihat Genç'in yaptığıdır. Slogan ve temelsiz sözler ile değil, bir uyarı üreterek yapılır. Tüm basının maden bulmuş gibi, "kim bu gençler" sorusu sorduğu gezi olaylarında, "dikkat uzun yazı" başlıklı bir yazı ile bizlere gereken uyarıyı yapmıştı. Evet, derenin aktığı yönde demeçleri de oluyor, ancak hiç bir şeyi gözü kapalı övmüyor, kendi yanında olanın bile eksiklerini acımadan söylüyor. Bu ülkede bir ezber bozma durumu var ise, bence sadece Nihat Genç gibi gerçek dik duranlarca yapılıyor. 

Başından sonuna içinde yer aldığım Gezi cümbüşünden geriye ne kaldı? Evet, park hala yerli yerinde, çok şükür İstanbul'un göbeğinde yer alan, tekinsiz de olsa var olan bir parkı kurtarmış olduk. Peki tüm o cümbüş içerisinden hangi fikirler doğdu? Elimizde sloganlardan başka ne var? "Kahrolsun bazı şeyler, Tüm güzel sloganları başkaları yazmış, vb"komik kısa ve kendince anlamlı şeyler. Ancak hiç birinde hiç bir fikir yok. Bugün lideri "ezber bozdu" diye öven sözde aydın ağabeylerimiz/ablalarımız o gün de gençliğin yaratıcılığını övüyorlardı. Kuşak kavramı üzerinde televizyonlarda boş boş konuştular da, bilader bu gençlerin tam olarak derdi ne diye soran olmadı bile. 

Sahi neydi derdimiz?

Park olmadığı aşikar. Yönetimden memnun olmadığımız aşikar. Geleceğimize güven duymadığımız aşikar. Peki, bu geleceği değiştirmek için ne yapıyoruz? Ne üretiyoruz? birkaç komik slogan, internet sitesi... Peki başka? Kaçımız ülkemizi değiştirecek bir akım üretebileceğine inanıyor? Kaçımız, kendisinin bir şey üretebileceğine, ortaya bir fikir koyabileceğine inanıyor? 

Gezi parkında büyük ihtimal liseli olan bir kız çocuğunun dağıttığı broşürü okumuştum. Broşürde gençlerin sosyalizmi gördüğü, kardeşçe paylaşıma inandığı, bu işin sonunun devrim olduğu yazılıydı. Komün hayatını anlamışız parkta. Kahkahalar ile güldüm. O broşürü kim hazırladıysa, komünün ne olduğu hakkında hiç bir fikri yoktu. Dağıtan kız çocuğunun hiç haberi olmadığı zaten su götürmez. Ulan bir kaç slogan dışında ne üretildi orada? Sebze mi yetiştirildi? Evet, her yemek kardeşçe paylaşıldı ama yemek istifleyenler ile tartışma çıkmadı mı? Herkesten sigara toplayan, kimseye su dahi vermeyenler yok muydu? Ne komünü? Cumhuriyetçi teyzelerin sponsorluğunda komün mü olur la? 

Oldum olası hiç bir ideolojiyi kendime yakıştıramadım. Eğer ben üretmediysem, bir fikrin her zaman açığı olduğuna inandım. Amerikayı yeniden keşfetmeye çalışmadım, ama Amerika'ya Doğu Hindistan da demedim. İthal fikirler ile yerli üretim yapmaya çalışmadım. Acun neden parayı götürdü biliyor musunuz? Çünkü fikri hemen kabul etmedi, önce onu yerelleştirdi, kendi insanına göre uyarladı. Ben fikir üretip aç kalanı tercih ederim, ancak Acun'u da fikri düşünemeden, anlamadan hemen kabul edene tercih ederim. 

Başa dönersek, ezber falan bozmadı. Hem söylenenin aksine, tarih öyle hesaplaşılacak bir şey falan değildir. Politika için iki işe yarar; bir ders alır aynı hataları yapmazsın, iki gerekirse çarpıtır kendi çıkarın için kullanırsın. 

Not: Komşu ülkede 1915'den daha büyük katliam ve acılara neden olan bir adamın geçmiş acılar hakkında taziye iletmesi de sadece komik oluyor. Sen önce kendi neden olduğun acılar için bir konuş be adam, Suriye'de desteklediğin canilerce kesilen kafalar için iki laf söyle. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder