14 Ocak 2014 Salı

Durum Sabit Doktor Hanım

Doktor haftamın nasıl geçtiğini soruyor. Evde boş boş oturdum, nasıl geçmiş olabilir ki?

Geçen hafta reçeteme yazdığı ilacın etkisini soruyor. İyi haber, yan etkilerin hiç biri bende görünmedi. Tansiyon yükseltmesi muhtemel olan ilacı kullanmaya başladığımdan beri yüksek olan tansiyonum normale döndü. Mide bulantısı yapması muhtemel olan ilacı kullanamaya başladığımdan beri güne öğürerek başlamıyorum. Kötü haber, yapması gereken etki tam olarak neydi bilmiyorum ama bir değişiklik yaratmadığını biliyorum. 

Bu işler öyle değil be gülüm, çekiyor. Soğuk algınlığı yaşamıyorsun ki, iki ilaç içip kendine gelesin. Etki etmesi bir ay kadar sürebilir. Bir ay? Ben bir aya bırakırım sanıyorum ilaç alma olayını. Ah be gülüm, saf mısın sen? En az dört ay kullanacaksın sen bu ilacı. Sonra hemen bırakmayacaksın. O farklı bir süreç olacak. Dha çok görüşeceğiz. 

Tamam. Patron o. Ancak aklıma takılan bir şey var. Bu ilaç ne işe yarayacak? Sevgili mi bana geri mi getirecek? Hayır. İçimden aşkımı mı söküp alacak? Hayır. Başkasına mı aşık edecek? Yok. E tam olarak neden kullanıyorum ben bu ilacı? 

Son soruyu soramadım. Dedim ya, patron artık o. 

İlişkim boyunca patron sevgilimdi. Çoğu zaman kendimi köpek gibi hissetmiştim. Zaten ilişkimiz artık dayanamayıp patlamamdan dolayı bitti. Şimdi patronum doktor. Oyuncular değişti, kurallar değişti, oyun aynı oyun. Sorun aynı sorun. Hayatımı kendim elime alabilmem lazım. 

Kimim ben? Bu sihirli soru sürekli kulaklarımda. Bunalımlardan farklı bunalımlara sürükleniyorum. Gelenin gidenin ortasında bu soru sabitlendi. Kimim ben? 

Bu ilaçlar bana kendimi tanıtabilir mi? Hiç sanmıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder