Bir rivayete göre Ali (hazreti olan) daha bilinene göre M.K. Atatürk'ün bir sözü. Şimdi hangisi söyledi bilmem, ben kişiye değil, söze bakanlardanım. Efendim, burada söylenmek istenen, en önemli yol göstericinin bilim olduğudur. Aslında ilk bakışta doğru gibi duruyor, ama hemen balıklama atlamamak gerek. Şimdi bu bilim dediğimiz, hani en hakiki yol gösterici olduğu iddia edilen şey, zırt pırt değişen bir şey değil mi? Mesela ben doğduğumda Plüton gezegendi. Sonra bilim adamları vazgeçtiler, bu yörüngede dönen bir cisim dediler. Plütonlu olmadığım için pek de umurumda değil gezegen mi, cisim mi? Benim derdim bilimle. Madem gezegen değildi, neden bunca yıl Plütonluları ve bizi kandırdınız? Şimdi ben size nasıl güveneyim de yol gösterici olarak kabul edeyim sizi.
Su 100 derecede kaynar dediniz, sonra alçak basınçta 60 derecede kaynayabileceği ortaya çıktı. Yıllarca roka kanserin düşmanı dediler, sonra fazla roka yemenin kanser yaptığı ortaya çıktı. Tarihleme yapabilmek için arkeologlar karbon testi diye yöntem kullanırlar ya, hah işte o testte hata olduğu ortaya çıktı. M.Ö 11. yy sandığımız şeyler aslında M.Ö 13 yy'a aitlermiş. Böyle sapma mı olur lan? Söz konusu zaman farkı iki bin yıl aga. (2,000 rakamla) La daha İsa falan yaşıyordu o zamanlar. Tezlere, hipotezlere hiç girmiyorum. Açın internnetten saçma hipotezler yazın, bilimin ne kadar kafayı yediğini görürsünüz. Zaten bilim adamları kendi aralarında anlaşamıyorlar ki doğru düzgün bize yol göstersinler. Biri bir şey ortaya koysa, öbürü hemen yok efendim o öyle değil böyle diyor. en ufak depremden sonra Tv'lere çılıp, "İstanbul depremi ne zaman olacak?" sorusunu yanıtlamaya çalışan adamlara bir bakın Allah aşkına. Sonra düşünürsünüz, bu bilim bize yol göstersin mi diye. (Gerçi o deprem adamları bilim adamından çok, her şeye benziyorlar. Ben şahsen vücut geliştirme şampiyonu olabilecek olanını gördüm.)
"Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz"
Anonim. Aslında bu atasözlerinin anonim olmasının nedeni, en azından bazılarının, ilk söyleyenin utanıp inkar etmesi olabilir. Şimdi yukarıda bilme olan inancı sarsınca, size yeni bir yol gösterici göstermek istedim. düşündüm taşındım, kargada karar kıldım. Daha önce kargaları yazmıştım, merak eden oraya tekrar baksın, burada kısa keseceğim çünkü.
Efendim kargalar dostluk nedir, vefa nedir, korumacılık nedir hepsini bilen hayvanlar. Hem bilimin dediğine göre, 200 falan yaşıyorlar, yani görmüş geçirmişler birde. E şimdi niye bu hayvanın kılavuzluğu bizi boka soksun? Aksine, boka batsak, karga arkadaşımız var ise ilk o koşar yardıma. Ayrıca bataklık kuşu falan da değil ki bunlar, bok ne alaka yani? İnanmazsanız, vaktiniz varsa ve yeterince deli iseniz gün boyu bir kargayı takip edin, bırakın burnunuzu, ayakkabınız boka bulaşırsa gelin bu kardeşinizden hesap sorun.
"Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün"
Tersi de söylenir, üzerinde durmayın. Efendim, bu sözlerin geçtiği eserde Mevlana'ya atfedilir, ama o da yalnışmış galiba. Ortaya çıkmış ki, Horasanlı bilmem kimin eseri imiş. Bilimde olur böyle yanılgılar, zaten kargalar da iki yüz sene falan yaşamıyorlar. Neyse, çok beylik söz duydum da, bu kadar saçma başkasını duymadım. Arkadaş, felsefe dediğin şey insanın, "ben kimim, neyim, burası nere amk?" gibi sorularından çıkmıştır. Şimdi sen bunları pas geçiyorsun, direk olduğun gibi görün diyorsun. Ya ben ne olduğumu bilsem öyle görünürüm zaten. Tamam, asıl derdi, yalandan dolandan uzak dur, içten ol falan demek ama, o öyle mi söylenir be hırt? "Valla başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin" bile daha iyi ifade ediyor o derdi.
Şiirin tam hali daha beter, şöyle ol böyle ol diyor, sonra kendin ol diyor. Bence ya Horasanlı ya da Mevlana çok pis kafa bulmak istemiş insanlar ile. Başka açıklaması olamaz bunun.
"Sen işin, paran, araban, tırıvırın değilsin"
Tyler Durden abinin bir neslin kafasını bocalatan boş sözleri. En azından bizim ülkede...
Nereye işin değilsin? Kim o zaman bu "mühendis beyler, doktor hanımlar, ibne hakemler, imam efendiler" ? Bizde direk mesleği ile hitap edilir insana. Hele bir işin düştüyse, mümkün değil adını söylemek. Direk mesleki statüden girersin. O kadar ki, sen işin değil, işteki konumunsun. Git bir baş komisere "komiserim" de, bak sonra ne oluyor. Adam uğraşmış didinmiş, general falan olmuş, sonra sen aylak aylak dolaşıp, sen işin değilsin de, çarmıha gerseler yeri valla.
Parayı söylemeye gerek yok. Bir şey almaya kaltığında falan zaten anlıyorsun onu. Kılığın kıyafetin sen olamdığına inanıyorsan, benim gibi giyinip boğazda bir gece kulübüne girmeye çalışmanı öneririm. O zaman anlarsın kıyafetin mi sensin, yoksa o yumruklar altında ezilen mi? Ye kürküm ye dünyası arkadaş bu. Sen beynindeki ur değilsin! Pardon? Aslında burada biraz haklı, çünkü ben o koca ur değil, bir kaç haftaya mefta olanım.
Oku,
Düşün,
Uygula,
Neticelendir.
Her sözü olay olan adamın başöğretmen olma çabası ile sarf ettiği sözlerden. Üzerine çok düşünmeye gerek yok, baş harfleri birleştirin, olay tamam zaten.
Pasaportumda başka bir ülke yazsaydı, şimdi çok daha başka yerlerde oynardım.
Arda Turan kardeşimiz buna benzer birşeyler demişti, bir kaç yıl sonra A.Madrit'e gitti, şimdi Şampiyonlar ligi finali oynuyor. Başta herkes hak vermişti adama ama gördük ki sorun pasaportta değil, Arda'nın kendisindeymiş. Oraya gidince anladık ki, Arda Gs'deyken bildiğin ayıcıkmış. Fazla kilosu demeye dilim varmıyor, verdiği kilolardan bir adet Serdar Öskan çıkar çünkü. Sen kendine, yediğine dikkat etme, fazladan antreman yapma, Allah vergisi yeteneğini koca götün ile heba et, sonra pasaporta laf et. O pasaport futbol anlamında değersiz ise, işte sizin gibi yeteneğine koca göt katanlar yüzünden değersiz. Kilo farkını açıkça gösteren görsel bulamadım, en iyisi kendiniz bulun onu da. Her şeyi devletten ya da benden beklemeyin arkadaş.
Şimdilik bu kadar, aklıma gelirse gene yazarım.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder